Mart ayı bir geçiş ayı, bir dönüşüm ayı... Ne kışa aittir, ne de bahara...İki mevsimin arasında sıkışıp kalmış sanki...Bu yüzden insanlar üzerinde yarattığı etki de hep karmaşık olmuştur diye dusunuyorum.... Mesela, kimi gün, soğuktan, mümkünse evden bile çıkmak istemeyiz. Kimi gün ise, güneşi görür, sokaklara dökülür, yeni arayışlara gireriz. Kışın yorgunluğunu ve durmuşluğunu üzerimizden atacak bütün enerji, sanki bir tek o gün damarlarımızda dolaşırmışçasına aktif olur; spor yapmak, yenilenmek isteriz... İşte bu karışık ruh halleridir beni Mart ayında değişik aktivitelere iten... Boyle bir ruh haliyle, Mart ayında yaşanılabilecek en tatmin edici şehirlerden biridir New York. İşte size New York’ta Mart ayındaki ruh halinize göre yapabileceğiniz farklı aktivitelerden bir kaçı....
Alışveriş Edip Deşarj Olmak İsteyenlere: Anthropologie
New York’ta dükkan, mekan, alışveriş bitmez. Krize ragmen bitmez hemde! Bütün gün tabanlarınız patlayıncaya kadar gezip dursanız, yine gidilmedik, görülmedik bir çok yer kalır… Bu kalabalık, yoğunluk ve çokluk içinde enteresan mekanları bulmanıza yardımcı olmak amacıyla, mutlaka uğramanızı önerdiğim bir dükkan Anthropologie. New York’un bin bir türlü dükkanı arasında sivrilmesinin sebebi ise hip, yaratıcı, iç açıcı, biraz ruhani, bazen melankolik, biraz sosyetik, epeyce rahat, ve bir o kadar da ilginç oluşu. Şöyle hayal edin: Antika yüksüklerle süslenmiş, eskitilmiş bir giriş kapısı. Eski gazoz şişelerini monte ederek dekore edilmiş duvarlar. Çiçek motifli örtüler, yorganlar… pastel renkte koltuklar... Ahşap parkeye bastıkça, ritmik bir şekilde kulakları dolduran topuk sesleri…Bu topuk seslerinin sahibi biraz bohem, biraz sofistike bir crowd…Ve havadaki o yoğun, mayhoş yeni yıkanmış çarşaf kokusu....Anthropologie, alışılmışı hayal gücüyle yoğurup, beklenmedik sürprizler yaratan ve sizi romantik kreasyonlarıyla derinden etkileyeceğine inandığım bir marka.
Aslında Anthropologie’nin hitap ettiği yaş 30 ila 45 arası olsa da, özellikle New York’lular buna hiç aldırmıyor; genç-yaşlı bir çok New Yorker (New York’ta minimum10 sene yaşamış olan insanlara verilen takma ad) dükkana sıkça rağbet ediyor. Anthropologie, 10-15 değişik dükkan gezilerek ancak toparlanacak farklı tarzlardaki bir çok tasarımı bir dükkanda birleştiriyor olmasından dolayı tercih ediliyor. Örneğin faux-vintage bir çok ürünü ikinci el mağazaları veya bit pazarlarını dolaşmaya gerek kalmaksızın Anthropologie’de bulmak mümkün. Hem de öyle her yerde rastlanır parçalar değil. Sıradışı, yaratıcı ve giyimi kolay/bakımı zahmetsiz parçalar. Adres: http://www.anthropologie.com/
Eğlenceli bir Sporla Baharı Zinde Karşılamak İsteyenlere:
Drive 495
New Yorklular oldukça düzenli spor yapan, programlı ve azimli insanlardır. Bir çoğu mutlaka bir spor kulübüne üyedir. Sabahın beş ya da altısında kalkar, üşenmeden sporunu yapar, duşunu alır ve ancak spordan sonra sekiz ya da dokuz gibi iş başı yapar. Şehrin spor kulüpleri ve özellikleri üç aşağı beş yukarı aynıdır ama bazıları öne çıkar çünkü şehirde sık rastlanmayan bir sporu meraklısına sunar. Sözünü ettiğim spor kulübü Drive 495 ve bahsettiğim spor da golf. Hugh Jackman’in bile New York’a her gelişinde mutlaka ziyaret ettiği Drive 495, golf becerilerinizi profesyonellerin ve teknolojinin yardımıyla geliştirmeniz için mükemmel bir adres. Özellikle yeni başlayanlara, mini golf odalarında, bu işin duayenleri tarafından verilen dersler, kısa zamanda kayda değer aşama kaydetmek için biçilmiş kaftan.
“Peki ama bu oyun minicik bir odada nasıl oynanabilir ki?” diyeceksiniz. İşte bu noktada teknoloji devreye giriyor. İlk önce, mini golf odasının arka planına istediğiniz bir golf sahasının ya da arazisinin resmini koyduruyorsunuz. Bu resim üç boyutlu olduğu için, kendinizi gerçekten de dışarıda, o arazide hissediyorsunuz. Fondaki rüzgar ve kuş sesleri de hayali golf oyununa tuz biber oluyor tabii. Mini odada golf topuna vurmanız ve bu topun resimdeki araziye yönelmesi ve bir noktaya gelince düşmesi de tamamen görsel olarak dizayn edilmiş ---ve her şey gayet gerçekçi. İsteğe bağlı olarak, spin doctors adı verilen golf hocalarından vuruşunuz ve tekniğiniz üzerine yorum ve tavsiyeler de alabiliyorsunuz. Meşhur mimar Gary Handel tarafından dizayn edilen Drive 495 spor salonunun senelik üyeliği 5,000 dolar. Üye olmayıp da ders başına ödeme yapmak isterseniz ise fiyat 125 dolar. “Ben ders alırken, çamaşırlarım da yıkansın” derseniz, ekstradan 17 dolar ödemeniz gerekiyor. http://www.driveclubs.com/
Eğer golfe kendinizi kaptırırsanız, golf aksesuarlarınız için siz de bir çok New York’lu gibi Keri Golf’u seçebilirsiniz. Bu spora bir renk, bir tarz katmak üzere tasarlanmış Keri Golf markasında her zevke göre golf çantası ve golf başlıkları bulmak mümkün. Ayrıca spor çantaları da çok neşeli. http://www.kerigolf.com/ adresinden sipariş verebilirsiniz.

Kış ve bahar iklimleri arasına sıkışmış Mart ayında, ruhunuzla beraber cildinizi de yenilenmek isterseniz, Mezzanine Medical Day Spa en doğru seçim olacaktır. Doktorlar tarafından işletilen Mezzanine Spa, Soho’da, genişçe bir mekanda servis veriyor. Güzellik ve bakım konularına oldukça kapsamlı ve tıbii bir bakış açısıyla yaklaşan tek spa oluşu ve Doğu ve Batı kültürlerinin iyileştirici öğretilerini birleştirmesi nedeniyle, Mezzanine Spa’nın mönüsünde yok yok. Akapunktur, botox ve laser epilasyon dahi yaptırabileceğiniz bu sağlık merkezinde, New York’ta çekinerek adım attığınız ve “bu sefer başıma ne gelecek acaba?” diye tereddüt ettiğiniz bir çok “sahte spa” nın aksine, uzmanların elinde olduğunuzu bilmek de içinizi rahatlatacaktır. Spa’nın genelinin çok temiz, sakin ve sessiz oluşu da mekanın profesyonelliğine bolca da huzur katarak size tam bir dinlenme/yenilenme olanağı sağlayacaktır.
Mezzanine Spa’nın mönüsünde yeni gelinler için “gelin masaj ve bakım paketi” de mevcut. Bu paket biraz pahallı olmakla beraber, bir gelinin düğün öncesi stresini atması, taze, dinlenmiş bir cilde kavuşması ve komple bir bakımdan geçmesi için ideal. Mezzanine Spa’nın, adeta bir spa cenneti olan New York’ta sivrileşebilmiş ve şehrin nabzını tutan New York Magazine’nin bile “Best Spas” bölümüne adını yazdırabilmiş oluşu sunduğu kaliteli, medikal, alternatif ve estetik tedavilerin sonucu. http://www.mezzaninespa.com/ adresinden ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.
Eski Tatlarda Yeni Zevkler Arayanlara: BLT Burger

New York’ta Mart ayı genellikle oldukça rüzgarlı ve soğuk geçer. Vücudumuzun bu soğuklarla baş edebilecek enerjiyi aramasından kaynaklanan protein alma isteği, Türkiye’de bizi İskender kebaba ya da Beyti dönere iterken, New York’ta çözüm hamburger olur. Aslında New York’ta her köşe başında bir hamburgerci bulmak mümkündür fakat fast food zincirlerinden çok daha farklı ve kaliteli bir çizgide yarışan BLT Burger, New York’ta en iyi hamburgeri yiyeceğiniz sayılı mekanların başında gelir. Şef Laurent Tourondel’in son numarası olan BLT Burger, klasik Amerikan lezzetlerini modern konseptlerle birleştirmeyi başarmış bir adres. Örneğin, o bildiğimiz klasik hamburgeri, dünyanın en lezzetli eti sayılan (hayvanın yetiştirilişinden ve beslenişinden ötürü) kobe etiyle ve çeşitli baharatlarla hazırlayıp, meraklılarına sunuyor.
BLT Burger’in mönüsünden benim favorim 16 dolarlık American Kobe Burger. Kobe-style hazırlanmış bu et, Japonların hazırladıkları kobe etine en yakın alternatif. Ama eğer kobe eti yemişken en iyisinden yiyeyim diyorsanız, bu eti en iyi Japonların yaptığını göz önünde bulundurarak size 62 dolarlık Japanese Kobe Burger’i öneriyoruz. Bu hamburgerin yanında gelen patates kızartmaları ise gerçekten de bir “Amerikan Rüyası.” Geceyi tam bir New York’lu gibi devam ettireyim derseniz, bir de milkshake ısmarlamanızı gerekir... O konuda da tavsiyem fıstık ezmeli ve vanilyalı milkshake. Cheers! http://www.bltburger.com/

0 comments:
Post a Comment