New York’un Her Köşesi Kafein

4:35 PM / Posted by Qte /


Sabah kahvaltı niyetine, öğlen yemeğinde, öğleden sonra molasında, akşam yemeklerini takiben, ya da günün herhangi bir saatinde laf olsun diye… New Yorklular kahveyi biz Türklerden bile daha çok sever ve tüketir diyebiliriz. Tercihleri ise bol sütlü ve şekerli kahvelerden yanadır. Bu şehirde kahve sadece içecek olarak değil; yemeklerde ve hatta cilt bakım ürünlerinde bile kullanıldığı için New Yorkluların vazgeçilmezleri içinde yer alır. Her köşesi buram buram kafein kokan bu şehrin en azından birkaç kahve durağını keşfetmeden New York’u tam anlamıyla gezmiş sayılmazsınız.

New Yorkluların her gün düzenli uğrayıp kahve alması farzmış gibi dadandıkları Starbucks’ı ve Dunkin’ Donuts’ı bir kenara bırakın. Bence New York size bu klasik lezzetlerin ötesinde bir potansiyel vaat ediyor. Seattle, Boston, Chicago ve Miami gibi şehirlere kıyasla daha az kahve tüketiliyor olsa da, New York’ta özellikle çalışan kesim kahveye tutkulu bir şekilde bağlıdır. Hafta içleri, iş-güç dertleri yüzünden kahveyi sadece bir görev yaparmışçasına içseler de, özellikle hafta sonları kahvenin yeni bir sanat dalıymış gibi takdim edildiği mekânlara rağbet artar. Seri üretimin sonucu lezzetten ve aromadan yoksun kahveler yerine kahve yapım uzmanı baristaların hazırlayıp sunduğu kahveler aranır. Bu tarz servisi bulabileceğiniz mekânlardan bir kaçı şöyle;

Cafe Sabarsky
New York’u Avusturya’nın sayısız lezzetleriyle ustalıkla buluşturmada tecrübeli Viyanalı şef Kurt Gutenbrunner, Cafe Sabarsky’de de harikalar yaratıyor. Alman ve Avusturya eserlerinin sergilendiği Neue Galeri’nin alt katında yer alan kafede hayatınızın en güzel lezzetleriyle karşılaşmaya hazır olun. Mekân, popüler Vogue dergisi tarafından kahveleri ve tatlıları sebebiyle defalarca övülmüş. New York’un lezzet duraklarının nabzını tutan New York Magazine ise bu kafeyi en iyi espresso mekânları listesinde ilk beşin içinde sıralamış. Sabarsky’e gittiğinizde kahvenizin yanında mutlaka Viyana’nın meşhur Apple Strudel’ini ya da çikolatalı ve cevizli kekini deneyin; pişman olmayacaksınız. Adres: 1048 5.cadde. http://www.wallse.com/


Joe the Art of Coffee
Joe the Art of Coffee, son derece evcimen ve samimi bir ortama sahip, kibar bir mekân. Bilgisayarınızı, kitabınızı yanınıza alıp ya da arkadaş grubunuz ile beraber gidebilir ve saatlerce keyifle oturabilirsiniz. Kahveler ise özel olarak yetiştirilmiş baristalar, yani kahve yapım uzmanlarını tarafından itina ile hazırlanıyor. Her bir kahve özenle çekiliyor, kavruluyor ve pişiriliyor. Bu profesyonelliğin sonucu olarak da Joe, New York’un en çok rağbet gören kahve dükkânlarının başında geliyor. Joe’da sadece adil ve ahlaklı ticaret kurallarına saygılı olarak (free-trade coffee) üretilmiş kahvelerin kullanılması da sevenlerinin sayısını arttırıyor. Joe dükkânlarının sahibi Jonathan Rubinstein’ın ise gelecekle ilgili planları oldukça iddialı. Örneğin, New York’un kalbi Grand Central terminalinin içinde açılacak olan beşinci Joe dükkânında, fiyatı 14,000 doları bulan La Marzocco espresso makinesini kullanmayı tasarlıyor. Bu alet İtalyan el yapımı ve meraklıları tarafından tadına doyumsuz kahveler hazırladığı rivayet ediliyor. Ayrıca Joe kafelerinde kahve dersleri verilmeye de başlanacak. Detaylı bilgi için www.joetheartofcoffee.com adresini ziyaret edebilirsiniz.



Nespresso Boutique Bar
Birçoğumuzun yakından tanıdığı ve kahve makinelerini ev ve iş yerlerinde kullandığı bir marka Nespresso. Belki de bize bu markayı George Clooney’nin yer aldığı Nespresso reklamları sevdirdi... Türkiye’de de bayisi olan ve yoğun satış yapan Nespresso’nun New York’taki mağazası hem en son model kahve makinelerini satın almak, hem de kafe bölümünde taze olarak hazırlanmış espressolarını denemek için biçilmiş kaftan. Şık ve seçkin bir crowd’a rastlayacağınız mekân, gayet ferah ve mis gibi taze kahve kokuyor. Satışların da iyi olmasından olacak, devamlı bir yoğunluk söz konusu. New York Nespresso Boutique Bar adresi: 761 Madison Caddesi.


Sadece İçmekle Kalmayın
Kahveyi sadece bir içecek olarak düşünüyorsanız, hayal gücünüzü yeterince zorlamıyorsunuz demektir. Örneğin, bugün New York’un birçok önde gelen restoranında yemeklere kahve katılıyor. Meselâ, etlere mayhoş bir tat vermek üzere, dondurmayı lezzetlendirmek için ve ya çikolatalı kekleri daha da dayanılmaz bir hale getirmek sebebiyle kahveye başvuruluyor. Kahveli bir kek yapmak isterseniz, size New York’un seçkin süpermarketlerinde bulabileceğiniz Barefoot Contessa imzalı Pantry Sour Cream Coffee Cake Mix’i öneririm. Sadece bir parça tereyağı ve yumurta ilave ederek kolayca hazırlayabileceğiniz bu karışımın fiyatı 15 dolar. Ancak bağımlılık yaptığı konusunda bir uyarıda bulunmalıyım; bu karışım o kadar lezzetli oluyor ki Türkiye’ye dönerken valizinizde paket paket götürmek isteyebilirsiniz. Kahvenin yanında servis edebileceğiniz kek tarifleri için ise önerim Carol Walter’ın Great Coffee Cakes kitabı. www.amazon.com adresinden sipariş edebilirsiniz.

Cildinizi Kahve ile Şımartın
Kahveyi cilde uygulama fikrinin aslında Ruslara ait bir icat olduğu söyleniyor ancak bugün dünyanın dört bir tarafına yayılmış durumda. Birçok spa’da karşınıza kahveli cilt tedavi alternatifleri çıkıyor çünkü kahve, içeriği sayesinde cildi yenileyen ve nemlendiren bir özelliğe sahip. Kahveyi kozmetikle buluşturmada son derece başarılı olan markaların başında kuşkusuz BodyCoffee geliyor. Bu marka sabun, nemlendirici krem ve vücut yağı gibi ürünleri kahve ve daha birçok şifalı bitkiyle birleştiriyor. Amerika’nın genelinde nice seçkin spa’da kullanılan bu markanın ürünleri New York’ta da sevenleri tarafından büyük ilgi görüyor. İster New York Four Seasons otelinin spa’sında BodyCoffee ürünleriyle cilt temizliği ve gençleştirmesi yaptırıyor olun, ister bu ürünleri dükkânlardan alıp evde uygulayın; sonuçtan memnun kalacağınızı garanti ediyorum. Benim tavsiyem Body Balm. Kahve, zeytin, biberiye gibi şifalı tohum ve yağlarla zenginleştirilmiş olan bu ürün yoğun nemlendirici ve cilt onarıcı bir özelliğe sahip. BodyCoffee ürünlerini Türkiye’de de bulmanız mümkün. Detaylı bilgi için www.kozmetika.com.tr adresini ve ya www.bodycoffee.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Kahve hakkında Kısaca…
Kahvenin anavatanı hakkında birçok değişik tez olmasına rağmen, tam olarak nerede ve ne zaman keşfedildiği bilinmiyor. Bir rivayete göre, Etiyopya’da bir köylünün, keçilerinin kahve bitkisi yedikten sonra hiper-aktifleştiklerini fark etmesiyle bulunmuş. Bu mucizevî bitkinin şöhreti kısa sürede Arap yarımadasına da yayılmış ve Araplar kahvenin ekimini, üretimini ve ticaretini yapan ilk millet olmuşlar. Kahvenin Avrupa’ya ulaşması ise 17yy’i bulmuş. Avrupa dini kesiminin onayını alması uzun bir zaman almış olmasına rağmen, hemen hemen aynı devirde Amerika’ya da yayılmış. Bugün Amerika dünyanın en çok kahve tüketen ülkelerinin arasında yer alıyor ve bir kisi günde ortalama 3 bardak kahve içiyor!
Kahve uzun süre tazeliğini koruyamadığı için kullanacağınız kadar satın almanızı tavsiye ediyorum. Aldığınız miktardaki kahveyi de saklarken buzdolabı yerine serin, gölge ve kuru bir mekân tercih edin. Kahvenizin nemlenmemesi, fazla güneş görmemesi ve sıcaklık almaması taze bir biçimde muhafaza edilmesi için önemlidir.


New York’un Kahve Sözlüğü:
Espresso – Türk kahvesi gibi ince çekilmiş ve espresso makinesinin basıncıyla hazırlanmış bir çeşit İtalyan kahvesi
Caffe Americano – bir ölçü sıcak su eklenerek hazırlanmış espresso
Cafe au Lait - kaynar sütlü iki ölçü espresso
Caffe Latte – kaynar süt ve süt köpüklü bir ölçü espresso
Caffe Mocha – çikolata şurubu ve kaynar sütlü bir ölçü espresso, süt köpüğü veya krema eşliğinde
Cappuccino – kaynar süt ve bol süt köpüklü bir ölçü espresso (caffe latte’den daha köpüklü)
Espresso Macchiato – sıcak süt köpüğüyle sunulan bir ölçü espresso
Espresso Con Panna – krema ile sunulan bir ölçü espresso
Java – New York’ta kahveye verilen argo isim
Barista—Kahve yapımı konusunda uzmanlığı olan kişi

Labels: , , , ,

2 comments:

can on March 19, 2009 at 10:04 AM

Yasemincim benim en favori kahvecim Abraço. East Village'de minik bir cafe. Herkese tavsiye ederim :-)

http://www.abraconyc.com/

Comment by Yasemin on March 25, 2009 at 1:23 PM

canim hemen gidelim, deniyelim :) sonrada buraya yazalimmm.

Post a Comment