Bu hafta sonu 22 derece havayi gorunce, hemen bisiklete atlayip New York’un bati tarafini boydan boya gezdim. Houdson nehrinin yaninda cok keyifli bir yuruyus ve bisiklet yolu, sehrin kuzeyine dogru kivrilir. Iste bu yolda keyifli bir gun gecirdim (aslinda bu yol Manhattan adasinin guneyine dogru da iner ama o gezi baska bir hafta sonu…) Guzel havayi goren ve meshur Central Park’a keyifli bir alternatif arayan herkes bu yoldaydi diyebilirim! Akin akin insan doluydu… Piknik yapanlar, kurulmus kitap okuyanlar, kopeklerini gezdirenler, paten yapanlar, frisbee oynayanlar…hatta nehirde kano yapanlar bile vardi… New York’a gelipde fazladan zamani olan herkese boyle bir bisiklet turunu tavsiye ederim. New York'un binbir kultur ve irktan re
ngarenk insanlarini, sportif ve rahat bir sekilde gormek isteyenler icin boyle bir gezi ideal. 42. sokak ve 12.caddenin kesisiminden de uygun bir fiyata bisiklet kiralayabilirsiniz. Bu bisikletler ozellikle cok sekerler. Iki, uc kisiliklerinden tutun da, bebek tasimak icin arkadasinda ozel tasima sepeti olanlarina kadar her sekilde ve her renkte bisiklet bulabilirsiniz. Iste size bu hafta sonu, Hudson nehrinin kenarinda cektigim resimlerden bir kac ornek, umarim hosunuza gider… New York’tan Sevgilerle…
Uzun zamandir yazamadim. Kimse kusura bakmasin, New York is dunyasi insani fena yoruyor! Ise ek olarak bir de ingilizce bir blog yazmaya basladim- Turk tatli, tuzlu ve pastalari hakkinda. Ozellikle Turk cay zamani geleneklerine de deginmeye calistigim bir blog…. Bu blogu baslatmamin amaci aslinda Turk cay zamani tatli ve tuzlularinin dunyaya yeterince tanitilmamis olmasini dusunmem. Yani her tarafta bir Turk yemekleri kitabi bulmak mumkun. Ancak cay zamani mutfagimiz – ki hepimiz ne kadar zengin oldugunu biliyoruz- ne yazikki yeterince ve hak ettigi sekilde yansitilmamis. Iste bu nedenle – ve birde tabii tatli yapmasini cok sevdigim icin- kendi capimda boyle bir blog baslattim. Siz de bir goz atin, eminim sizinde hoslanacaginiz ve kolayca yapabileceginiz bir iki tarif cikacaktir: http://qte-popcornfactory.blogspot.com/ Ayrica kek borek yapimi hakkinda bolcada puf noktasina deginmeye calisiyorumki yararli bir kaynak gibi de olsun. Turkiye’de yasayan arkadaslar, orada cektikleri resimlerle bu bloga katkida bulunmak isterlerse de cok sevinirim. Maksat Turkiye’mizin tatli, tuzlu ve pastacilik/ pastanecilik alanindaki zenginligini yabancilara yansitabilmek. Pastane resimleri, annenizin marifetli ellerinden cikan her tur borek, corek, tuzlu resimleri…ne bileyim bir kafede oturup dondurmali sutlac yiyen genclerin bile resimleri olur… hepsini zevkle yayinlarim. Aklinizda bulunsun :)
Neyse bu kadar reklam yeter. Gelelim New York’ta neler olup bittigine. Bu blogdan ayri kaldigim surede gelisen en guzel olay baharin gelisi oldu! New York’un bence en guzel mevsimleri zaten bahar sezonlaridir. Hatta aslinda sonbahar ilkbahardan biraz daha guzeldir ama kesinlikle ilkbaharin gelisine cok sevindim cunku cok cok uzun bir kis gecirdi bu sene New York. Bir parca gunes ve guzel havayi goren herkes hemen sokaklara dokuldu tabiki… Hafta icleri, oglen aralarinda yemegini alan yakinlardaki parklara hucum etti. Bende bu crowd’a katildim, itiraf etmeliyim :) ne yapayim, New York’ta bahar hakkaten bir baska… insanin ici kayniyor… Peki mis gibi havayi goren New York’lular hafta sonu mu ne yapar? O da bir sonraki yazimda. Simdilik size New York’tan bu guzel ciceklerin resmini yolluyorum. Bunu kapimin onunde cektim. Her neredeyseniz, insallah sizinde icinizi acar. New York’tan sevgilerle…

